Kimlik doğrulama sistemi uygulanabilir mi?

Engelli çocuklarımızın rehabilitasyon merkezlerine devam takibine ilişkin işlemlerin avuç içi damar izi doğrulama yöntemi ile yapılmasına ilişkin yönetmelik çıkmış, uygulama bazı pilot illerde başlamıştır. Ancak aklımızdaki soru acaba bu yöntem gerçekten uygulanabilir mi?

Öncelikle mevzuata bir göz atalım;

Kimlik tanıtılması ile ilgili işlemler

Özürlü bireyler ile eğitim personelinin sağ veya sol eline ait avuç içi damar izi yöntemiyle kimlik doğrulama sistemi üzerinden kimlik tanıtılması yapılacaktır.

Bu Esasların birinci maddesinin (ç) bendinde belirtilen istisnalara dâhil özürlü bireyin yerine;

(1)Birinci dereceden akrabası (annesi, babası veya 18 yaşından büyük kardeş ya da çocukları) olan en fazla üç kişinin,

(2)Yukarıda belirtilen akrabaların özürlü bireye refakat etmemeleri durumunda özürlünün veli veya vasisi tarafından yazılı beyanatla önerilen her bir özürlü için (özürlü kardeşler hariç) 18 yaşından büyük bir kişinin

avuç içi damar izi yöntemiyle kimlik doğrulama sistemine özürlü bireye refakat edebilmesi için kimlik tanıtılması yapılacaktır.

 Kimlik tanıtılması yapılmayacak olan özürlü bireyler

(1) 72 ayını tamamlamamış çocukların,

(2) Her iki üst ekstremitesi olmayan bireylerin (elleri olmayan),

(3) Her iki elinde avuç içi damar izi bütünlüğü bozulmuş olan bireylerin,

(4) Serepral palsi, üst ekstremite felci ve tıbbi nedenlerden dolayı avuç içi damar izi alınamayan bireylerin

            avuç içi damar izi yöntemiyle kimlik doğrulama sistemi üzerinden kimlik tanıtılma işlemi yapılmayacaktır.

 Avuç içi damar izi yöntemiyle kimlik doğrulaması yapılması gereken durumlar

 

Özel özel eğitim okulu veya özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan eğitim personeli ile destek eğitimi alan özürlü bireylerin kuruma giriş ve çıkışlarında avuç içi damar izi yöntemiyle kimlik doğrulama sistemi üzerinden kimlik doğrulamasını yapmaları gerekmektedir.

Şimdi de bizi bir dinleyin, sonra siz karar verin.

Kimlik doğrulama sistemi

 

Özürlü velisinin çocuğu seansa geç getirmesi, trafik, hava koşulları, çocukların günlük farklı durumları nedeni ile oluşacak servis gecikmeleri bu sistemde soruna yol açacaktır. Özellikle aile tarafından kuruma getirilen durumlarda geç kalınması durumunda sorumluluk ailede olmalıdır. Kurumdan kaynaklı gecikmelerde kurum gecikme süresinin tamamlamalıdır. Ancak bu sistemde tüm sorumluluk kuruma yüklenmektedir. Kuruma geç gelmeyi alışkanlık haline getiren aileler için hiçbir yaptırım söz konusu olamayacaktır ve keyfe keder tüm kurum programında aksamalar yaşanacaktır.

 

 

Bazı özürlü aileleri çocuklarının durumunu en yakın aile bireylerinden bile saklamaya çalışmakta, özellikle hafif düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip çocukları olan aileler gelecek ile ilgili çocukların etiketleneceği, bazı haklardan mahrum kalacağı kaygılarını yaşamaktadır. Bu tür aileler eğitime gelirken kimlik doğrulama sistemi konusunda direnç gösterebilir, hatta sırf bu yüzden eğitimi bile bırakabilirler.

 

 

Özürlü çocuğun ailesinin misafir geldi, gezmeğe gideceğiz, başım ağrıyor gibi çeşitli sebeplerle  seansa gelmemesi kurumları sıkıntıya sokmaktadır. Hiçbir özel eğitim kurumu (özel okullar, anaokulları, dershaneler, etütler…) öğrencinin gelmediği günlerin ücretini iade etmez veya telafi eğitimi vermez. Bizler bütün programlarımızı ve eğitimci sayımızı kurumumuza kayıtlı olan  çocuk seansa gelecek gibi düzenlememize rağmen gelmemelerin telafisini yapmak bizler için büyük bir zarardır. Aynı eğitim saati için birden fazla zaman ayrılmaktadır. Örneğin 100 öğrencili bir kurumda, her öğrenci için ayda bu sebeple 1 fazladan ( ki bu rakam daha fazladır) seans düzenlenmesi gerektiği düşünülürse kurumun sırf telafi eğitimleri için fazladan bir eğitimci çalıştırması gerekmektedir.

 

Öneri :  Kurumların bir gün önceden yazılı haber verilmiş gelmeme durumlarını telafi etmeleri, haber verilmeden gelinmemiş seansları yapmış sayılmaları ve ücretinin ödenmesi, kurumlar yerine devamsızlık yapmayı alışkanlık haline getirmiş özürlü birey ailelerine yaptırım uygulanması uygun olabileceği düşünülmektedir.

 

Özellikle yaygın gelişimsel bozukluk tanısına sahip çocuklarımız sözel dili anlamakta ve dünyayı anlamlandırmakta güçlük yaşamaktadır. Fiziksel temastan hoşlanmayan bu çocuklarımıza seans başlarında ve sonlarında bu tür bir cihaza el basmalarını sağlamak çocuklarda stres ve öfke durumlarına yol açabilir. Bu çocukların tanılama kriterlerinden bir tanesi de duyusal farklılıklardır ve dokunma açısından duyusal farklılıkları olan öğrenciler için böyle bir makineye ellerini sokmak öfke nöbeti ve seansın boşa gitmesi riskini taşır.

 

 

Kimlik doğrulama sisteminin ders başlangıcından önce ve ders bitiminden sonra yapılması cihaz önünde birikmelere sebep olacaktır. Örneğin kurum kontenjanı 16 olan, aynı anda 8 kişilik bir grup, 8 bireysel eğitiminin yapıldığı bir kurumda 16 seans çıkışı, 16 yeni seans girişi olmak üzere 32 kişilik bir kuyruk oluşacaktır. Daha kalabalık merkezlerde bu kuyruk daha da uzayacaktır.  Bu bekleme süreleri seans ve servis aksamalarına sebep olacağı gibi farklı özelliklere sahip çocuklarımızın beklemek zorunda kalacak olmaları sıkıntıya yol açacaktır.

 

 

12 yaşından küçük çocukların ailesinden bir kişinin veya yazılı olarak beyan edilmiş bir kişinin damar tanılama işleminin yapılması; anne babası çalışan bakıcı tarafından kuruma getirilen veya 12 yaşından küçük olup servisle tek başına gönderilen çocuklarda bu durum soruna yol açacaktır. Bakıcının değişiyor olması durumunda yeniden bakıcının gidip işlem yapması, anne-babanın işi olması durumunda çocuğun eğitim hakkını alamaması sorunları ortaya çıkacaktır.

 

Bunun yanı sıra iki engelli çocuğu olan ailelerde tek kişinin çocuğu kuruma getirme ihtimali kabul edilmemekte, 2 farklı kişinin çocuk yerine damarının okutulması istenilmektedir. Yani 2 engelli çocuğu olan anne sadece bir çocuğunu eğitime getirebilmektedir. Çocuğun diğer bir yakınının her ders çocuğu seansa getirmesini istemek(mesela çalışmak zorunda olan babayı) ve bunu sağlamak ne kadar gerçekçidir? Bu uygulama zaten hayatı zor olan ailelerin işini daha da zorlaştırmaktan veya “sadece bir çocuğunuz eğitim alsın” demekten başka ne işe yarayacaktır?

Engelli çocuklara bakım vermek oldukça zahmetli bir süreçtir. Bu nedenle sıklıkla bakıcı değişmekte, anneanne, dede, teyze gibi kişiler öngörülemez sıklıkla devreye girmektedir.

Bu doğal akışa uyum sağlayamayacak olan sistem hizmetin verilebilmesi önünde bir engel temsil edecektir.

 

Yukarıda öngörülen veya öngörülemeyen pek çok nedenle kimlik doğrulama sistemi özel eğitimin doğasına, handikaplarına, hizmet alan birey ve ailelerinin özelliklerine ve hayatın günlük akışına aykırıdır.

 

Özel eğitim adı üzerinde özel bir süreçtir. Her çocuğun özelliklerine, durumuna göre değişiklik gösterir. Günlük yaşam, evcil beceriler, sosyal beceriler  gibi pek çok beceri kurum dışında planlanabilmektedir. Bu sistem hizmet içeriğine aykırıdır ve uygulama devlet eli ile dayatılmaktadır.

 

Öneri : Kimlik doğrulama sistemi özel eğitimin doğasına tamamen aykırıdır ve uygulanabilirliği ütopiktir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>