Zihinsel Engeli Tanılamaya Yönelik Yaklaşımlar ve Eğitim Hedefleri

Zihinsel özürlülüğü tanımlamak ve bir insanı bu tanımlamaya göre sınıflandırmak hem etik hem de hukuksal olarak hassas bir konudur. Çünkü üzerinde konuşulan insandır ve bir insana zihinsel özürlü tanısı koymak onun hayatında pek çok değişikliğe yol açacak bir sorumluluktur. Bu yüzden zihinsel özürlülüğün ne olduğu iyi bilinmelidir.
Zihinsel özürlülük zeka testi sonuçlarına göre, sosyal uyum düzeyine, zihinsel özürlülüğün nedenlerine bağlı olarak, tıbbi açıdan, eğitimsel açıdan ve bir çok alanda tanımlanabilir. Ancak bu tanımlar tek başına yeterli olmamaktadır.
Zeka testi sonuçlarına dayalı tanımlamada, standart zeka testinden alınan puana bakılarak değerlendirme yapılır. Buna göre IQ puanı ortalama zeka puanından aşağı olan kişiler zihinsel özürlü olarak tanımlanmaktadır. Kullanılan zeka ölçeğinin standart olması ve uygulamanın da standart bir şekilde yapılması sonucun güvenilir ve objektif olmasını sağlar. Ancak sadece zeka puanına bakarak kişiyi sınıflandırmak hata olur. Çünkü IQ puanı kişinin tüm potansiyelinin belirleyicisi olmayabilir.
Sosyal uyum düzeyine bağlı tanımlamada; zihinsel özürlü kişi içinde bulunduğu çevreye uyum sağlamada yetersizdir. Bu yüzden de yaşamını sürdürebilmesi için sürekli kontrol ve dışsal desteğe ihtiyacı bulunmaktadır. Toplumsal gerekleri kavrama ve uymada belirli bir şekilde yaşıtlarına kıyasla sürekli gerilik ve yetersizlik gösterir. Bu tanılamada kriter olan kişinin sosyal uyum düzeyidir. Ancak kişinin sosyal uyum düzeyini saptayabilmek oldukça zordur. Bu yüzden sosyal uyum düzeyi temel alınarak yapılan tanılama bu tür kişileri ayırt etmemize yardımcı olmaz.
Zihinsel özürlülüğün nedenlerine bağlı tanımlamada doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrasında veya bebeklik döneminde ciddi beyin rahatsızlığı geçirmiş, ve bu nedenle beynin normal gelişimi sekteye uğramış veya genetik nedenlerle, zihinsel gelişiminde ciddi gecikmeler ortaya çıkmış kişidir.
Tıbbi açıdan yaşıtlarına kıyasla zihni gelişim ve fonksiyonlarda sürekli yetersizlik ve gerilik yanında beyin ve beden yapısında belirgin farklı özellikler gösterme olarak tanımlanmaktadır.
Eğitimsel açıdan ise, normal gelişim gösteren çocuklar için hazırlanmış eğitim programlarından, sürekli zihinsel gelişim ve fonksiyonel gerilik nedeniyle gereği gibi faydalanamamaya sebep olan bir durum olarak görülmektedir.
Buna göre bir kişiye zihinsel özürlü diyebilmek için kişinin aldığı standart zeka testi puanının altında olması, aynı zamanda kendi yaş grubuna özgü uyumsal davranışlarda bir bozukluk göstermesi gerekmektedir.
Geniş bir tanım olarak zihinsel özürlülük; genel psiko sosyal işlevselliğin yaşına uygun beklenen durumun önemli derecede altında olmasıyla beraber, insanlar arası iletişim, kendine bakım, ev yaşamı, toplumsal ve kişiler arası becerilerde kendi kendini yönetip yönlendirme, toplumsal ve kişiye sunulan olanaklardan yararlanma becerilerinin bazılarında yetersizlik görülmesidir.
Zihinsel özürlülerde tanı koymak zor olmakla birlikte, erken tanı ve eğitim önem taşımaktadır. Tanının geç konulması çocuğun eğitimini engelleyen en büyük faktörlerden bir tanesidir.
Tam ve doğru bir tanı için uzman yardımı gerekmektedir. Çeşitli testler ile IQ düzeyi belirleme, tıbbi ve genetik incelemeler ile klinik bir neden olup olmadığı ortaya çıkarılır.

Çocukta belirli bir mental kapasite olsa bile, çocuğun büyüme- gelişme düzeyinde yetersiz uyarana maruz kalması ve gerekli eğitim ve öğretimin tam olarak verilmemesi, yetersiz beslenmesi, çocuğun zihinsel gelişimini sağlayacak ortamın hazırlanmaması, değişik stres etkenlerinin anne- babayı ve aileyi etkilemesi, çocuğa ilginin az olması nedeni ile, suni bir mental motor gelişim geriliği, var olan kapasitenin gelişmemesine sebep olabilmektedir.
Çocukta zeka problemi olmadığı halde, yaşına uygun zeka kapasitesini ortaya koyamamasının bir nedeni de çocukta olabilecek psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bu rahatsızlıklar içinde çocukluk çağı depresyonu, uyum güçlükleri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bağlanma bozukluğu, özel öğrenme güçlükleri sayılabilir. Bu hastalıklarda çocuk suni olarak metal motor gelişim geriliği görülebilmektedir. Bu durumda hastalık belirtileri ortadan kaldırıldığında zeka kapasitesinin belirli bir ölçüde tekrar ortaya çıktığı gözlenmektedir.
Çocuğun değerlendirmesi yapılırken bütün yukarıdaki unsurlar dikkate alınmalı, suni mental motor yetersizliğe sebep olan durumlar ile ilgili uyanık olunmalı, birincil amaç eğitimsel ihtiyaçların iyi saptanarak çocuğun var olan kapasitesini en üst düzeyde kullanmasını sağlamak olmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>